Brezilya'yi meşhur karnavalları, muhteşem plajları ve Amazon ormanları; Arjantin'i ise nostaljik milangoları, Andes Dağları ve hareketli şehri Buenos Aires'le tanıyoruz. Peki ya Uruguay hakkında ne biliyoruz? İki dev arasında kalmış bir kader kurbanı mı yoksa her şeye rağmen kendi kimliğini ortaya koyabilmiş gizli bir cevher mi?
Bu sorunun cevabını bulmak için yine yollara düştüm ve rotami Uruguay'in liman şehri olan Colonia del Sacramento'ya çevirdim... Peki tamam, size karşı dürüst olacağım: Başta esas amacım pasaportuma fazladan bir damga vurdurmak ve "oraya da gittim" diyebilmekti. Fakat Colonia'a ayak bastığımda bu fikrim tamamen değişti. Uruguay, insanın içine derin bir huzur ve keyifli bir rahatlama getiren neredeyse terapötik bir yer.
UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Colonia, tarih boyunca bir çok kez İspanyollar ve Portekizliler arasında el değiştirmiş ve şehrin büyük limanı çoğunlukla kaçakçıların tercih ettiği bir giriş noktası olmuş.

Günümüzde de, Colonia'ya gitmenin en kolay ve tercih edilen yolu deniz ulaşımı. Buquebus firması, Colonia ve Buenos Aires arasında günlük hızlı feribot seferleri düzenliyor. Yaklaşık 1 saat süren yolculuk, gidiş-dönüş 60USD'ye mal oluyor. Eğer daha dar bir bütçeniz varsa, 3 saat süren yavaş feribotlar da mevcut.
Feribotlar Puerto Madero'da bulunan modern bir limandan kalkıyor. Checkin'inimi yapıp çantamı hostese verdikten sonra kendimi bir an için havaalanında sanıyorum. Her iki ülke de, Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Feribota binmeden önce, olabilecek en rahat pasaport kontrolünden geçiyorum. Arjantinli yetkili sigarasından son bir soluk alıp boşalan elini pasaportuma uzatıyor ve hiçbir soru sormadan çıkış damgasını vuruyor. Ardından aynı kioskta sohbet ettiği Uruguaylı meslektaşına bir giriş damgası daha vurdurup "Next!" diye bağırıyor....
Bir saatlik yolculuğun ardından körfezin karşı tarafındayım. Yolculuk kısa sürmüş olsa da, feribottan iner inmez kendimi uzaklarda hissediyorum. Bu uzaklık mesafeyle ilgili değil, zamanla alakalı. Colonia'nin patika sokaklarinda gezinirken sanki 300 yıl öncesine, kolonial zamana geri gidiyorum.











